AŞK-I KIYAMET

8/4/2008

Bir Zaman Gelir..
Her Sey Unutulur..
Hic Yasanmamıs Gibi Durur Evler, Odalar, Zamanın Gerisinde..
Bizler İlerlemis Oluruz Cunku..


Nankörlüğümüzle..
Aşk'ın Kıyameti Budur Aslında.. Yaşanılanı
Hiçe Saymak ,
Unutmak, Vefa'dan Bi Haber olmak..
En Nihayetinde Nankör Olmak! Aşk'a Kıyametleri
Koparttırır .

Kimisi Aldığını Zannederken Verir, Karşısındakini
Yüceltir,
Kimisi Vermeyi Bile Bilmez
Aşkın Uç Noktalarını Görememiştir.. Hep
İster..
Hep İsteyen, Görmeyen, Dinlemeyen.. Bu Alışverişte
Bir Hayalden Düş kırıklığından Başka Hiç Birşey
Elde Edemez,
Hayal ettiği de Kendinindir Zaten... . Kendine Kalır..

Aşk Bir Danstır Aslında ; Tarafların Uyumuyla Bir
Şaheser Haline
Gelir,
Bunun Yanında Komedramlar Yaşanacaktır Elbette..
Çılgınca Kendini Kaptıranlar, Dans Etmesini Bilmeden
Kabugunda
Duranlar
Maskaralar, Birbirinin Ayağına Değil , Üstüne BASANLAR
Elbette
Vardır , Olacaktır.


Onemli Olan Kıymet Bilmektir.. Vefa Satılmaz Hic Bir Yerde..
Aşkın Kendine Özgü Bir Dili Vardır Bilirmisiniz?
Bilmeyenle Konuşmaz Zaten, Ama Gel Görki Herkesin
Yüreğinden Nedenini
Bilmesede Bir
Hüzzam Şarkısı Geçmiştir..
Aşk Konuşur! Duymasını Bilene..


Yanınızdakinin, Yakınınızdakinin Kıymetini Bilin
Aşkı Küstürüp, Ne Kendinize Eziyet Edin
Ne Karsınızdakine...
İnsan Oğlunu Ayakta Tutan En Büyük Duygulardan Biri
Budur...
Aşk Yaralı dır Ve Neredeyse Çaresiz Hale gelmiştir.
Herkes Gercekten Daha Duyarlı Olabilir..

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GÜZEL BİR YAZI....

8/4/2008

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir
bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İslerin bir an önce bitmesini
sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O
zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için
dayanamaz ve zalim krala:

- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın
üzümlerinden yapılacak şarabi hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki!
Deyivermiş.

Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler
yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin hemen toplanmasını
emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan
bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde
bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış.

Şarap bardağını eline alarak:

- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman
içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş. Köle söyle
cevap vermiş:

- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü
dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler
gelebileceğini de bilemem! Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri
kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini
ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş.

Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış.
Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.Kral ve domuz arasında
öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi
azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.
Kral bostanda, bardak masada kalmış..

Su söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
"Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?"
Sevgiyle kalın...

Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın.
Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü
onlarsız hayat da anlamsızdır.Hayatınızı asla aşka kapatmayın.
Aşkı bulmanın en kısa yolu, "aşık olmaktır", korunmanın en iyi yolu ise
aşka kanat takmak... Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi
ve nereye gittiğinizi unutmayın.

Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken
güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Dün tarih oldu... Yarın bir sır... Bugünün kıymetini bilin.

Can DÜNDAR

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ey hayat

6/4/2008 -Kategori: sensizlik1

ey hayat senden ne istiyorum yada sen benden neler istiyorsun?

öyle bir an geliyorki gözlerim görmüyor,kulaklarım duymuyor.

öyle bir an geliyor ki ben senden nefret ediyorum hayat.

ey hayat senden çok şey istemiyorum ki ben....

oysa sen okadar çok bekliyorsun ki benden,

oysa okadar çok şey yapıyorum sana tutunabilmek için.

ey hayat aşk nerde?sevgi nerde?saygı nerde?

gel gör halimi aşka susadım.

gel gör halimi sevgiye susadım

EY HAYAT GEL GÖR HALİMİ BEN SANA SUSADIM...

 

yazan:gülşah

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

unutulan

4/4/2008 -Kategori: sensizlik1

 ………………….UNUTULANA YAZ ADIMI……………..........
…o zaman yok say beni…
…hiç olmayanlara…
…hiç gelmeyenlere…
…hiç sevmeyenlere…
…unuttuya yazma adımı…unutulana yaz…
…ki ben seni…hani nazım der ya 'yere saplı bıçakların ışıltısında'…ben seni yüreğime saplı bıçakların ışıltısında…bıçaklar ki bursa işi…bıçaklar ki söğüt yaprağı…ha bire dem vurur kanamalardan… ben seni en amansız…
…hani adresimizi yitirmiştik zaman içinde…hani iklimimizi…hani coğrafyamızı…yıllar sonra bulup bir birimizi en utangaç…ben seni en masum…
…bir çocuk bulmuştum önce uzak zaman içinden… yanaklarında güneş çatlağı ve sarıya çalan saçları…bir zeytin ağacının dibinde acı ninniler çalınan mayasına…gözleri dalgın hiç gelmeyecekleri bekleyen…bir çocuk incir sütlerinde hasretini yineleyen…
…bir çocuk bulmuştun tüm hayattan vazgeçti sini kuşanmış… ellerinde bir tutam ayaz…ellerinde kar karası… yüreğinde barikat… gözleri intihar bakan …
…bir çocuk kaybolmuş…bir göç telaşesinde unutmuş kendisini…
…bir çocuk bulmuştuk ikimiz…
…bir ceylan…
…bir serçe…
…bir ürkek…
…sevgi koymuştuk adını …
…bir çınar ağacının yaprağıydık ikimiz sen bir yarısı ben bir… bir çınar ağacının yaprağı rengimiz ilkbahara çalmıştı hani…kışları erken açtı ve yana yana sarıya bir çınar yaprağı…döne döne unutlana yaz beni… rüzgarlarda…rüzgarlarında çekip gittiğinin…
…unutulana bir bıçağın ucuyla …
…kalın çizgili notlar düşemediysen benden yana satır aralarına hayatının…ne desem ki…
…ne desem çare değil bilirim…
…ne etsem çare…
…hayasızlıklarımı unuttum…
…bağırıp çağıran yanımı…
…çocuk yanımı…şımarık yanımı sende bıraktım…
…büyüdüm… adam oldum…
…zaten büyüktün…zaten adamdın dersin sen şimdi…olsun yinede…daha bir büyük…daha bir adam…artık bilirim yola çıktıların sona gittiğini…artık bilirim döngellerin ayaküstü merhabalar gibi soğuk ve kısa olduğunu… artık bilirim kopunca tutmadığını…artık büyüdüm dedim ya…
...artık göz yaşlarımı ar bilirim…utanırım kendimden…
…artık bir isa gibi… sağ yanıma tokat atarsın…sol yanımı dönerim…olmadı çarmıhına ger beni ve unutulana çak yüreğimden…küsmem…ben artık bir yunus…bir emre…bir evliya…bir derviş…
…artık rahat değilsen…
…artık amanlar la anıyorsa aklın beni…ve ekşitiyorsam yüzünü…
…UNUTULANA YAZ ADIMI…UNUTTUYA DEĞİL…BELKİ BİR GÜN YİNE BİR ÇOCUK KALABALIĞIYLA DÖNER GELİRİM…


Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

uzaklara

3/4/2008

teşekkür etmeliyim hayata, ben yalnızken bana seni verdiği için. Uzakta olsan da güzel sözleri kulağıma fısıldadıgın için sanada teşekkür ederim.

 

öyle bir an olurki bakakalırsın pencerenden gökyüzüne, karanlık bulutların arasından güneşin o solgun yüzü uzanmaktadır. ve öyle bir an gelirki ansızın o bulutları yırtarak çıkar güneş ve tüm yakıcılıgıyla kavurur ortalığı. oysa az önce artık çıksın diye dua etmekteydin.ne oldu çıkıp yakıp kavurması acımı verdi. evet işte böyledir insanoğlu olmadıgında olsun ister oldugundada keşke olmasaydı der. pişman olma hiçbirşeyden asla KEŞKE deme hayata.

sen keşke dedikçe hayat bir fazla vurur sana. sen keske dedikçe dizlerin parçalanır kana bulanır yüreğin.

en kısa zamanda görüşmek dileğiyle prensim...

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

UZAKLARA

1/4/2008

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yoksun

28/3/2008 -Kategori: sensizlik1

Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri
böyle çekip gitmek var mıydı?
var mıydı böyle bitirmek?
hani söz vermiştik birbirimize
kaç zaman geçti aradan
sen yoksun
sana sığındığım geceler
alevleri gökyüzünde
bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız.
ve kan rengi şarapla yıkanmış
bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız.
bilirim dönmeyeceksin artık
uzun zaman oldu
belki çoktan unuttun.
adın kaldı soğuk duvarlarında odamın
ve şiirlerin
resimlerin bana gülen
cüzdanımda saç telin
bir veda o geceden aklımda kalan
kekremsi bir tat
bir med cezir yüreğimde
ben vurgun yemiş bir yaralı
gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını
sen yoksun....
hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni
yasak umutlara ve acılara inat
buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız
yıllandıkça güzelleşen
ve sen şiirler okusaydın geceleri
saçlarımı okşarken
ellerimi tutsaydın ansızın
yüreğim eriseydi gözlerinde
yansaydım ateşinden
sen ağlasaydın mutluluktan
ben ölseydim
yalnızca beni sevdiğini bilseydim.
seviyorum deseydin
bir kere söyleseydin
yanmazdım
yanmazdım böyle çekip gitmeseydin....
bir veda o geceden aklımda kalan
bir günah belki yasak
yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak
ağlasak bin kere pişman olsak
sonra yine bozsak yeminleri
sarılsak sımsıkı
öylece kalsak...
gittin..
kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine
ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni
körkütük aşkların ortasına düştün
yalanların pençesine
belki bir gün bir gece
dar bir vakitte belki
hiç beklemezken seni gelirsin diye
ben hala buradayım
sen yoksun
lanet olsun....

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ben sana mecburum bilemezsin

28/3/2008 -Kategori: sensizlik1

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum, sen yoksun!

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum, sen yoksun!

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin...

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

beni ararsan

28/3/2008 -Kategori: sensizlik1

Bir gün hatırlayıpta beni ararsan
Susuz bıraktığın çöllerdeyim ben
Aklına gelirde eve uğrarsan
Bilki artık yokum,ellerdeyim ben...

Pencere önünde gözyaşı yuttum
Gönlümü hep geli diye avuttum
Acıyla öfkeyle sımsıkı tuttum
Koparıp yırttığım tüllerdeyim ben...

Gündüz güneşimdin geceler ayım
Şimdi kapkaranlık bir kuyudayım
Yokmuş zere kadar kalbinde payım
Bilmezsin ne hazin halerdeyim ben

Kapanmaz bilirim aşk yaraları
Bıraktım sana tüm hatıraları
Paket paket içtim sigaraları
Etrafa savrulmuş küllerdeyim ben...

Çok geç anladımki her şey bir yalan
Mutlu bir kaç gündü geride kalan
Sana getirmiştim bakta oyalan
Vazodaki solmuş güllerdeyim ben


atilla ilhan

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yalan

20/9/2007

Kulağımın içi kaşınıyor. Felaket. Önce azar azar başlıyor kaşıntı,
geceleri. Sonra artıyor. Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.Bir türlü
geçmiyor.
Ne yapsam acaba?" diyorum. Günler geçtikçe daha da artıyor.Doktora gitmeye
karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum "Tanıdığınız
iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye. "N'oldu ki?" diye soruyor
arkadaşlarım. "Kaşınıyor kulağım" diyorum. "Uyuyamıyorum geceleri,
kulak kaşınmasından!" Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. "Çok iyi
doktordur" diyor. "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini
iyileştirir."
Gidiyorum doktora.Gözlüklü, şirin bir amca.Elinde bir büyüteç, kulağıma
bakıyor.Şaşırıyorum önce.
"İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?"
"Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek
içinbakıyorum."
"Nedir?" diyorum doktora.
"Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor.
"Nasıl yani?" diyorum."Kimin sözleri?"
"Bakacağız" diyor.Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza
benzer bir alet çıkarıyor.
"Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum.
"Eski sözler" diyorum, "Ha?" Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı
acıtmıyor nedense.
"Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum. Cımbızı çıkarıyor
kulağımdan.
"Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor.Yalana bakıyorum.Küçücük bir şey
gibi gözüküyor.
"Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?"
diyorum.
"Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza
kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım.
Sonra serbest bırakırız." Yalanı tüpün içine koyuyor. Kapağını da kapıyor
tüpün.Serbest kalıyor yalan.
"Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
"Yalanmış ha?" diyorum.
Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

derya*deniz

Şimdi Yüreğimden git diyorsun Olur birtanem giderim . Yollar böyle uzun Aşklar böylesine vurgunken Giderim, son kez gözlerine bakamadan Giderim, son kez sarılamadan Uykusuz sabahlayarak. Pişman değilim Sevdim seni. Delice sevildim. Hayat seni yaşamamı istedi Yaşadım..Ama keşke Yüreğinden giderken Ölüm beklemese başucumda. Yine de Yolun gülle, Yüreğin sevgiyle dolsun..! Sana en kötü sözüm bu olsun

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro